BASIN
RÖPORTAJLAR
RÖPORTAJLAR
Hürriyet Gazetesi, 7 Aralık 1999 – Serhan Yediğ

İki kıtada Beethoven

Gülsin Onay, Beethoven'ın “4. Piyano Konçertosu”nu bugün Anadolu Yakası'ndaki Kadıköy Halk Eğitim Merkezi'nde, yarın Avrupa Yakası'ndaki Cemal Reşit Rey Konser Salonu'nda Borusan Filarmoni Orkestrası eşliğinde yorumlayacak.

Yaşamını üç ülkeye bölen, 12 ay boyunca dünyanın dört bir yanını dolaşıp ortalama 60 konser veren piyanist Gülsin Onay bir ay arayla ikinci kez İstanbul'da. Nadia Boulanger, Monique Haas gibi efsanevi isimlerin elinde biçimlendikten sonra 1970'te, 16 yaşında Paris Konservatuvarı'nı birincilikle bitiren Onay sonraki 20 yılda arı gibi çalışıp beş kıtada tanınan uluslararası bir piyanist olmayı başardı. EMI, Harmonia Mundi gibi firmalarca yorumları yayınlanan, Devlet Sanatçısı unvanıyla onurlandırılan Onay 1990'ların başından bu yana kariyerinin en parlak dönemini yaşıyor. 1998'de resitallere ağırlık veren piyanist için 1999 konçerto yılı oldu. Geçen hafta Hamburg Devlet Orkestrası'yla Mozart'ın piyano konçertosunu seslendiren Gülsin Onay'la, İstanbul'a ayak bastığı gün konuştuk.

Dost çevrenizde muzip taklitlerinizle meşhursunuz, Paris yıllarında bir tiyatro grubundaydınız, buna karşın sahnede vücut dilinizi kullanmıyorsunuz. Sahnede mimiklerden, jestlerden arınmak için çaba sarf eder misiniz?

- Paris Konservatuvarı'ndayken sahnede ileri geri fazla hareket ettiğim, jestlerimin aşırı olduğu söylenmişti. Kendimi disipline sokup bugünkü tavrı oluşturdum. Artık kontrol için çaba harcamam gerekmiyor.

Ivo Pogoreviç, Keith Jarrett, Glenn Gould gibi piyanoyla sevişir ya da güreşircesine, inleyerek, mırıldanarak çalanlarla karşılaştığınızda tepki gösteriyor musunuz?

- Çok iyi çalan piyanistlerin sahne görüntüleri de güzel oluyor. Ses, yorum, müzik mükemmel olduğu sürece şikáyet etmem, dikkatim dağılmadan dinlerim. Müzik kötüyse çekilmez olur.

Titiz piyanistler Türkiye'deki piyanoların kalitesinden şikáyetçi. Yıl boyunca mükemmel enstrümanlarla çaldıktan sonra, bu piyanolar sizi ülkenize geldiğinize pişman ediyor mu? Sahnede enstrümanınızla güreşmek zorunda kalıyor musunuz?

- Piyano, keman gibi yaşlandıkça güzelleşen bir çalgı değil ne yazık ki. Bizdekiler de epey eski. Konserden önce piyanoyu, renklerini tanıyıp ona göre çalıyorum. Aynı sorun başka ülkelerde de oluyor. Hamburg'da orkestra için piyano seçmemi rica etmişlerdi. Aynı fabrikadan çıkan 12 piyanodan altısını hemen eledim. Birini evime bile sokmazdım. Üçü iyi çıktı. Birinde istediğim kaliteyi bulabildim ancak.

Bugün ve yarın akşam çalacağınız Beethoven'ın ‘‘4. Piyano Konçertosu''la ne kadar zamandır haşır neşirsiniz? İlk kez ne zaman çalmıştınız?

- 23 yaşında Paris'te bir konserde dinlemiş, büyülenmiştim. Ertesi hafta eve kapanıp çalıştım. İlk kez, yıllar sonra, 1992'de Strasbourg'da Erich Berger'in yönettiği Orchestre Generale de Provence eşliğinde çaldım. Heyecandan ellerim buz gibi çıkmıştım sahneye, fakat eser yıllardır çalıyormuşçasına rahat çıktı, yorum beğenildi. 1995'te Ankara'da çalmıştım. Bu kez Piyano Festivali'nin kapanışında çalacağım için heyecanlıyım.

Sizin açınızdan, Beethoven'ın diğer dört konçertosu arasında 4'üncünün özel bir önemi var mı?

- Beethoven, Mozart'tan sonra bana en yakın besteci. İlk kez 3. konçertosunu çaldım. Sonra tümü repertuarıma girdi. En çok çaldığım 4'üncüsü. Beethoven'ın müziği piyanoyu farklı bir enstrüman haline getiriyor. Eserlerinde ritmin sürekliliği çok önemli. Uzum cümlelerle dev mimari yapılar kurduğu için bütünlüğü bozmadan yorumlamak özel dikkat gerektiriyor. Bu konçertonun ikinci bölümündeki lirizm, duygu yoğunluğu onu diğerlerinden farklı kılıyor.

Borusan Orkestrası'yla diyaloğunuz ne boyutta?

- Pek fazla konser vermedik birlikte. Dört yıl önce Mozart çalmıştık. Gürer Aykal'ın orkestrayı yönetecek olması yorumu mutlaka olumlu etkileyecektir. Ayrıca sahneye çıktığım zaman, coğrafya kavramları hafızamdan silinir. New York'ta, Tokyo'da ya da İstanbul'da olmam fark etmez. Müziğime yoğunlaşırım.

Repertuarınızda kaç konçerto var? Aralarında size adanmış eserler var mı?

- 25 konçerto var. Ravel'in ‘‘Sol El İçin Konçerto''su ve Mozart'ın tüm konçertolarını da öncelikli olarak yakın gelecekte repertuarıma katmak istiyorum. Adnan Saygun'un, Dennis Dufour'un ve Marc Andre Hamelin'in bana adanmış birer konçertosu var.

Konçerto maratonu gibi geçen 1999'u Rahmaninof'un ‘‘3. Piyano Konçertosu''yla açmıştınız. Petersburg, Ankara ve İstanbul'da çaldınız. Bu yoğunlaşmada ‘‘Shine'' filminin etkisi oldu mu?

- 18 yaşında ilk çaldığım konçertoydu bu eser. Yıllarca çaldım. Plak olarak yayınlandı. Filmle ilgisi yok yani.

Filmi izlediniz mi, bu eserin sizin hayatınızda da travmatik etkisi oldu mu?

- Film etkileyiciydi. Ama eserin yorumu çok kötüydü, rahatsız oldum. Rahmaninof'un 3. Konçertosu zor bir eser. Bir meslektaşım saymış, 30 bin notadan oluşuyormuş. Benim hayatımda böyle olumsuz bir etki bırakmadı.

Hamburg, Edinburg, İstanbul ve Bodrum'daki evlerinizin arasında mekik dokuyor, zamanınınızın çoğunu konserlerde geçiriyorsunuz. Bu koşullar altında iyi bir eş, anne, aşık olmak mümkün mü? Eşiniz müzikçi bile olsa bu tempoya dayanması zor olmalı.

- Oğlumu yetiştirirken iyi bir anne olmaya çalıştım. Yeterince zaman ayıramamış olabilirim belki. İlk eşim Ersin Onay müzik çevresindendi. İkinci eşim Alman bir matematikçiydi. Yoğun çalışma bu beraberliklerin zedelenmesine de yol açmış olabilir. Şimdi bir İngiliz matematikçiyle birlikteyim. İyi bir piyanist ve beni anlıyor sanıyorum.

Müziğin yanı sıra matematiğe de mi meraklısınız yoksa?

- Dedem Kerim Erim matematikçiydi. Benim de okulda matematiğim çok iyiydi.

Kendinize zaman ayırabiliyor musunuz?

- 1990'ların başında çok yoğun çalışmama karşın kendime zaman ayırmasını öğrendim. Eskisinden daha hızlı, verimli çalışıyorum. Her şey çok rahat gidiyor, zorlanmıyorum. Resme meraklıyım. Sergileri takip eder, gittiğim kentlerde müzeleri gezerim. Çiçekleri severim. New Castle ve Bodrum'daki evlerin bahçesi bu hobime ayrılmıştır.

Cazla aranız nasıl? Çalışırken emprovizasyon yapar mısınız, besteniz var mı?

- Caz dinler, severim. Emprovizasyon yapmayı da severim. Uzun uçak yolculuklarında beste denemeleri yapıyorum. Piyano için etüdler, piyano- keman sonatı ve piyano ve şan için bazı eserler yazdım. Ama yayınlamayı düşünmüyorum.

Oğlunuz Erkin'le (23) keman-piyano ikilisi kurmayı düşündünüz mü hiç?

- Partner bulamadığım için ya solo çalıyorum ya da orkestrayla. Erkin Antalya Devlet Senfoni'de. Seyrek buluşabiliyoruz. Birlikte birçok kez dost ortamlarında çaldık. Konser vermedik. Belki gelecekte ikili kurabiliriz.

2000 programı da 1999 gibi yüklü mü?

- Evet. Konçertolar, resitaller var. Hamburg Devlet Orkestrası'yla Schumann çaldıktan sonra belki kayda gireceğiz. Florent Schmitt'in eserleri üzerine çalışıyorum. Belki tüm eserlerini repertuarıma alacağım.

Serhan YEDİĞ

Diğer röportajlar